21 Şubat 2016 Pazar

Son Maçlar

Buz hokeyi özveri isteyen bir spor , başladın mı bırakmamak lazım. Çok çalışmak gerekiyor. Ben ise ilkokul 8. sınıfta ilk buza çıktığımdan beri sürekli kesintiye uğrattım sınavlar dersler derken. Belki de herkes sporcu olamaz.

ilk başladığım zamandan bir kare:




bakarmısın şu tiplere, abov:





Sonra yıllar geçti başla bırak başla bırak , bittim. tam yapamadım.

Bugün ise ünilig'in izmir gurubunun son günüydü. İhtiyaç vardı geldim oynadım.

Farkettim ki bir işi tam yapamıyorsam hiç yapmamalıyım. Oynadığım oyun gerçekten üzdü beni.

Biraz da pişmanım; vaktimi keşke bölüme de harcasaymışım, oysa ki ben bütün enerjimi buz hokeyine vermiştim.

Yıllar yılı oynadık öyle ya da böyle. Bence Pek birşey katmadı bana.

Ama olsun yapacak birşey yok. Önüme bakmam lazım.

Bu seneki üniligten kareler :












Takımların bütün fotoğraflarına  https://www.facebook.com/universitelerligi/?fref=ts  sayfasından ulaşabilirsiniz.

benim eski fotoğraflarım ise zaten facebookta var :)

Kısacası ; bir işi ya tam yapın ya da hiç yapmayın. Öyle yarım iş hiç keyifli değil.

Artık derslere devam bir an önce okuluma bölümüme yoğunlaşmak istiyorum.



30 Ocak 2016 Cumartesi

MT-09 ile Geçen Aylar






Bitirme projesi dolayısıyla her gün kendime bir hedef koyuyorum projeyle ilgili; "şunu şunu yapacağım diye". Bazen hedefler aylarca sürüyor , halbuki ufacık bir dikkatsizlik ama yine de tıkanıyorum. Bazen de bugün gibi şak diye çözülüyor. Bugün de kalan vaktimi buraya ayırayım dedim. Son yazıdan bu zamana kadar ne değişti bende? MT-09 girdi hayatıma.

   Babam sağolsun tabi o alacaktı yeni motoru. Ben de desturu alınca başladım kendime uygun motosiklet araştırmaya. Erasmus dolayısıyla 6 ay motosikletsiz kalmıştım ve bol bol düşünmeye vaktim oldu.

   En başta "ille de Kawasaki ER6-F düşünüyordum. Karenajlı 'RacingVari' bir sport touring güzel olabilirdi. Hem oturuş pozisyonu hem de kallavi görünüşü hoşuma gidiyordu. Üzerine bir de çanta setiyle tadından yenmez diye düşünüyordum.

ER6-F (Namı diğer ninja650):


 Bir de zamanında hayallerimi süslemiş olan çantalı versiyonuna bakalım :


Hep demişimdir ; "yeni motosiklet almak biriyle evlenmeye benzer" diye.

Bu güzel makina 80 beygir ve 215 kiloydu." Şimdi ben bunla evlensem , yolda nefesi biter bunun. Zaten totosunu zor kaldırıyor." Diye düşünerek başka alternatifere bakmaya başladım. Aklımın ucundan hiç 'naked' motosiklet geçmiyordu. Etrafta "abi motosiklet dediğin karenajlı olacak agresif görunecek" diye dolananlardan biri de bendim.

 Tabi Yamaha xj6 Diversion F  gibi alternatiflerde vardı. Yine bu motosikletin 'yamaha muadili'ydi.

Sonra Aklım MT-07 Moto Cage'e gitti birkaç ay. "hem uygun fiyatlı hem isyankar görünümlü marjinal marjinal takılırz" diye düşündüm. Fantastik fantastik aksesuarları vardı.

işte karşınızda :




Baya düşündürdü kendisi hatta birkaç 2. el satan kişiyle görüştük. Fiyatı da fena değildi. Hani öyle BMWler gibi "oha" dedirtmiyor adama. Bu tarz motosikletler zaten böyle "lan alırım ömrümce kafama göre binerim" diye düşündürüyor insanı. İşte bunlara bu yüzden 'orta sınıf motosiklet' deniyor. Şehirde gidişi gayet iyi nefesli ciğerli , hafif , doğal oturuş pozisyonuna sahip, çok yüksek devir çevirmeyen dolayısıyla çok yakmayan (bu göreceli birşey) motosikletler.

Arada MT09 lara da bakıyordum fiyatı biraz daha yüksekti tabi.




Şimdi Türkiye'ye gelen MT09'ların şöyle bir durumu var: 

İlk MT09'lar Fransadan ;lansmandan sonra avrupaya dağıtıldı , 105 beygir abssiz olan modeller işte o Fransadan gelenler. Lansman fiyatları çok uygun tutuldu. Tabi zamanla enflasyon ve dövizin artmasıyla fiyatlar paralel olarak biraz arttı.

Sonraki MT09lar Japonyadan geldi ve absliydi. Tabi abs olunca kafadan fiyatlar arttı ve 30000 sınırını geçti.

Ben ise MT09'un RaceBlu rengini istiyordum.(Bazı arkadaşlar rengin ismini RaceBlue sanıyor rengin ismi RaceBlu'dur). Ve o abssiz daha uygun fiyatlı MT09 un RaceBlu rengini bulmak çok zor oldu. Taa hataydan motosikleti getirdim otobüse bindirdik getirttik.




   Eğer bir motosiklet alacaksınız Yamaha Şahinoğlu motosikleti kesinlike öneriyorum. Kendileri o bilindik yayvan 'esnaf ağzından' uzak; gerçekten işlerini severek yapan misafirperver insanlar.
   Fakat motosikletinize atlayın motosikletinizle gelin. Otobüse motosiklet yükletmeyi ve öyle gelmeyi KESİNLİKLE onaylamıyorum. Motosikleti bagaja koyuyorlar ve üstüne de eşyayı yığıyorlar. Korkmayın Polisten ; altınızdaki motosiklet 260ları rahat görüyorsa sıkıntı olmaz zaten ekipman da tam olacak. İster polisi basın geçin isterseniz durun durumu anlatın; 2 sinde de kurtulursunuz. Ama motosikleti otobüse yüklediyseniz size de yazık motosiklete de. Fiyatı 200 liraydı ve bir de üstüne motosikletin sağını solunu heryerini örselediler.

Bu da motoru otobüse bindirmeleri : 





   Geldik eve. Plaka, Ruhsat işleri ha bire sıkıntı çıkardı 5 günde git gel git gel anca hallettim. Bu arada rodaj anca bitti. Bi de ona para bayıldık.

   Tabi kullanımı nasıl bir de ondan bahsedeyim. Makina 3 silindir.

   Devir tork-beygir grafiği şu şekilde:

   Aslında bu grafikte dikkati çekmek istediğim şey, Lineer ve stabil olan tork.... Bu torkun anlamı şu: motosiklet her devirde  en az 80Nm tork sağlayacak(burda ft-lb yazan amerikan ölçüleri 60ft-lb=80Nm'ye geliyor yaklaşık) bu da her devirde çekiş olacak demek. Böylece düşük devirde "çekmiyor vites küçülteyim" derdini ortadan kaldırmışlar. 60km/s'te 6. viteste de gidersin ; 1.viteste de. Sana kalmış. fakat bu motosiklet yüksek devirde beygirle uzasın diye yapılmamış. Her devirde bassın gitsin. 100den 200e hemen çıksın diye yapılmış. 250leri görmek hem bu makinaya hem de size ölüm. heryeriniz ağrır. Nedeni belli ; motor çıplak. 

   Yani "ben ha bire son sürat gideceğim" demiyorsanız ve bunun yerine "açtınmı bekletmesin şehirde hemen hızlansın" istiyorsanız. Bu motosikleti öneririm. Gerçekten baya baya gidiyor. zaten ilk 4 viteste tekere gelir diye düşünüyorum. Ben çok yetenekli değilim o konuda.

    Zaten makinanın 3 modu var : a , standard , b diye. B modu en sakini , ben hep B modunda kullanıyorum.

    Arkadaşlar maddi durumunuz çok iyi değilse büyük motosiklet almayın. Ben pişmanım. gönül isterdi bu makina su yaksın. Benzinin litresi belli. Bu motorun hangi hızda kaç yaktığı belli.

   sıkışık trafikte en az 8 litre. 90 la gidince en az 5 litre , tapagaz giderseniz en az 12 litre yakıyor hayvan. yıllık 600 lira vergisi var. serviste sadece yağ değişimi 300 lira.


   Gerçekten pişmanım çünkü 250lik motosiklet herşeye çok daha uygun. yani ben MT09la tapagaz gitmiyorum ki 250lik olsa da aynı hızla gideceğim.90-140 arası... Öğrenciye 250lik en güzeli. Su anda birsürü alternatif var onlara yönelin derim. gereksiz bu kadar hacimli motosiklet. Seviyorum ama aşk biryere  kadar. Bir süre sonra masrafları batıyor. Hevesle aldım. Hiç kullanmasam günde 2 lira vergisini ödüyorum. Fikrimi sorarsanız : ille de motosiklet ille de 250lik diyorum.






19 Eylül 2015 Cumartesi

Mozaik

"Mozaik nedir ?"    ".................mmmm.......... ne bileyim ben banane"

2 ay öncesine kadar sorsalar böyle derdim. Kader beni mozaik yapmaya itti :

Ben erasmustan döndüğümde evde tadilat vardı ve annem evin girişine bir kış bahçesi yaptırmaya karar vermişti. ( kış bahçesi : evin girişinde camekan bir bölüm , 12 m2 falan oluyor. Kışın dışarıda oturuyormuş havası vermek için.

Kış bahçesinin ortasına da bir göbek almak istedi. ( göbek ; fayansların olduğu odanın tam ortasına konan şekilli büyük fayans-granit)

Mesela:


bunun gibi....


Neyse gittik baktık ulus rüzgarlıda. Bir fiyatlar söylüyorlar uçuk kaçık.

Delirdim resmen ya bu nasıl iş böyle , millet bizi kazıklayacak 2 alaturka motife.

Anneme dedim "ben yaparım ya bundan ne var yani?"

Tabi önce ciddiye almadı ama ısrarcı oldum.

Önce rüzgarlıda dükkan sahibinin oğlu olan arkadaşla düşündük taşındık "nasıl yaparız?" diye.

Motif olarak hitit güneşini belirledik.

Önce graniti kırıp kırıp yapmayı önerdi. benim de aklıma yattı hem de ucuz olacaktı.

Daha sonra bir türlü bizim istediğimiz renkte granit fayans bulamadık. En sonunda da bi tane fayansçı bizi inceden haşlayınca , annemle ayar olduk ve çıktık.

Tanıdık dükkan sahibi bize "sizin işinizi çözse çözse bircan mermer çözer" dedi.

http://www.bircanmermer.com.tr/

mermer de pahalıymış birer cm3 lük mermerler halinde 1 kilo mermer 10 lira idi. biz de 2 m2 civarı yapmak istiyorduk bu da eder 20000 taş 40 kilo yani 400 lira

                                         


daha sonra çok çömez olduğumuz için ne yapmamız gerektiğini anlattı bize. önce ozalitçiden istediğimiz figürün çıktısını alacaktık. sonra onun üstüne naylon ve onun üstüne de file yapıştıracaktık. ve işe koyulacaktık.

figürümüzü seçtik:


                                       
farkettiyseniz hitit güneşi asimetrik ,yapıldığı dönemde çok becerikli değilmiş yapan. belki de bi anlamı vardır. bilmiyorum o kadarını.

ozalitçiden çıktı aldık serdik yere, üstüne naylon ve fileyi de serdik daha sonra:






anam da yardım etti arada bir sağolsun:





















bitmesine yakın ,etrafı için taş seçtik ve sınırları belirledik :






sonra ustalar döşedi , altına kalekim üstüne derz şeklinde:






"e bunda ne var?" derseniz 20 tane 200 tane 2000 tane kolay ama 20000 taşla zor oluyor baya.